Aşk şiirleri :: Başlık Görüntüleniyor - Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Aşk şiirleri Forum Ana Sayfası -> Tarih ve Ödev -> Türk Dili ve Edebiyatı
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Brama_SoLe
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Nov 06, 2008
Mesajlar: 875
Nerden: istanbulOffline

MesajTarih: Pzr Şub 22, 2009 11:06 am    Mesaj konusu: Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

KLASİZM
Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşımve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans dönemindegelişmiştir. Bu akamın izleri bir önceki dönemde Rebelais ve Montaignede hatta Aristoteles'tedir. Klasizmin temel öğeleri kendi içindesoyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm,denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasiksayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısacaklasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğueserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizmbir bakıma aristokrasinin akımıdır. 16. yüzyılda Fransa'da doğmuştur.Gerçeğin yalnızca akıl yoluyla bulunacağı savunulur. Sanat ideal insanıele almalıdır, sanat eseri ahlaka uygun olmalıdır. Monteigne,Descartes, Racine, La Fontaine, Moliere, Comeille bu akımın önemlitemsilcilerindendir.
Türk edebiyatında Şinasi klasizme yakınlığıyla bilinir. Ahmet Vefik Paşa da Moliere'den çeviriler yapmıştır.

ROMANTİZM
18. yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve 19. yüzyılın ortalarına kadaruzanan akımdır. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortayaçıkmıştır. Önce bir ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır.Bugelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli,katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın veiçten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı. Romantizm,klasizmin düzenlilik, uyumluluk, dengelilik, akılcılık ve idealleştirmegibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. Romantizm, doğduğuçağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıldışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa,yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. Tarisel olarak bu dönemdegelişen orta soylu sınıfın, yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşamtarzını ön plana çıkarır. Soyluların zarif sanat biçimlerini yapay veaşırı incelikli bulan bu yeni sınıf, duygusal açıdan kendisine yakınhissettiği daha gerçekçi sanat biçimlerinden yanaydı. Böylece romantizmgelişme ve yaygılaşma şansı buldu.Romantizmin en önemli habercisiFransız filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau'dur. Ama İngilizyazarlar William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge'nin 1790 yılındabirlikte yayınladığı Lirik Balatlar adlı eserromantizmin bildirgesisayılır. Yine İngiltere'de William Blake, Almanya'da FriedrichHölderlin, Johann Wolfgang von Goethe, Jea Paul, Novalis, Fransa'daChateaubriand ve Madame de Stael ilk romantizm temsilcileridir. VictorHugo, Alphonse de Lamartine, Alfred de Vigny, Nodier, Soumet, Deschamp,Alfred de Musset, büyük romantik yazarlardır.Türk edebiyatındaromantizmin etkisi Namık Kemal'ineserlerinde görülür. Abdülhak Hamit veRecaizade Mahmut Ekrem'in şiirlerinde, Tevfik Fikret'in ilkdönemşiirlerinde romantizmin etkisi açıkça görülür.

REALİZM
Bir estetik kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa'da ortayaçıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde isegerçekçilik yani realizm ise, hem klasizme hem de romantizme birbaşkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığındankurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yükseksınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalararasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız,bilimsel bir tutumla incelenmesi ve bir bilim adamının klinikbulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneğibu akamın iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlıromanı ile Emile Zola'nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebibir mikroskop altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortayakonulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefibelirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert, Zola'nın yanısıraHonore de Balzac, Stendhal, Rusya'da Lev Tolstoy, İvan Turgenyev,Fyodor Dostoyevski, İngiltere'de Charles Dickens ve Anthony Trollope,Amerika'da Theodore Dreiser, İrlanda'da James Joyce realizmin önemlitemsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemliölçüde etkilemiştir. Realizmin etkisini, Türk edebiyatında SamipaşazadeSezai'nin "Sergüzeşt", Recaizade Mahmut Ekrem'in "Araba Sevdası" adlıromanlarında görürüz. Nabizade Nazım'ın "Karabibik" adlı romanı köygerçeğini anlatır. Türk edebiyatında realizm, Servet-i Fünundönemindegörülmektedir. Halit Ziya Uşaklıgil'in "Mai ve Siyah"adlıeserinde realizm romantizme üstünlük sağlar.

PARNASİZM
Klasizm, romantizm ve realizmin bütününe tepkili bir akımdır. Temelkuralı "sanat sanat içindir" diye özetlenebilir. Aslında realizmin katıtoplumculuğu ve gerçekçiliğine bir karşı çıkıştır. Daha çok şiirdekendini gösterir. Sanatsal biçim ve sanatsal içerik kaygısı önplandadır. Ölçülü ve nesnel bir anlatım, teknik kusursuzluk ve kesinbetimlemeler kullanılır. Parnas şiir için "biçimciliği amaçlayan" şiirtanımı da kullanılabilir. Parnasizm, bir yönüyle kendisinden sonrakidoğalcılığa da kaynaklık yapmıştır. Zengin bir dil, zengin bir biçim,zengin ve yoğun bir duygusallık işlenir. 1830'lu yıllarda ortayaçıkmıştır. Theophile Gautier'in şiirlerini, Theodore de Banville,Leconte de Lisle izlemiştir. Parnasizm, edebiyat tarihinde Leconte deLisle ile özdeşleştirilir. Adarını Louis Xavier de Richard ile CatulleMendes'in hazırlayıp Alphonse Lemerre'in bastığı Le ParnasseContemporain (Çağdaş Parnasçılık) adlı eserden almıştır. Türkedebiyatında parnasizmin etkileri Tevfik Fikret'te görülmektedir.

NATÜRELİZM
19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olmuştur.Doğabilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke veyöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir. Edebiyattagerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleriahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir anlatımla ve tam birbağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliğibenimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanıahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojiközellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımınürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılaraltında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar.Yazgılarını
belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.
Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine'in Historei de laLitterature Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur.İlk doğalcı roman Goncourt kardeşlerin bi hizmeçi kızın yaşamınıinceleyen Germinie Lacarteux adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola'nın LeRoman Experimental (Deneysel Roman) adlı eseri akımın edebi bildirgesisayılır. Zola'nın yanısıra Guy de Maupassant, J. K. Huysmans , LeonHennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse Daudet doğalcı yapıdaeserler veren yazarlardır. Nabizade Nazım'ın ve Hüseyin RahmiGürpınar'ın romanlarında natüralist öğelere rastlanır
_________________
Evimiz buzdan
Ekmegimiz tuzdan
Ask?m?z atestendi
Ve birg?n yagmur yagd? (:
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Sponsor






Tarih: 1453    Mesaj konusu: sponsor

Başa dön
Brama_SoLe
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Nov 06, 2008
Mesajlar: 875
Nerden: istanbulOffline

MesajTarih: Pzr Şub 22, 2009 11:06 am    Mesaj konusu: Re: Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

SEMBOLİZM
Sembolizma ve sembolizm, bir düşüncenin veya olayın sayılar veşekillerle anlatılmasıdır. Bir açıdan kullandığımız harfler verakamlardan tutun, etrafımızda gördüğümüz geometrik şekillerde, doğanınyarattıklarında ve oluşlarda dahi sembolizmi görebiliriz. Fakat bizlergenellikle bunları taşıdıkları anlamlardan çok, karşımızdakilerebildiklerimizi aktarmak için
kullanırız. Oysa her harfin, rakamın, geometrik şeklin taşıdıklarıanlamlar ve enerjiler vardır. Sembolizmin en önemli yanı, bir semboleyüklenen anlamın yıllarca değerini kaybetmeden korunabilmesidir. Fakatbunun bir kötü yanı da aynı sembole gerçek anlamından veya daha doğrusuesas kullanım amacından farklı anlamlar yüklenerek kullanılmasıdır. Bunedenle semboller ile uğraşırken dikkatli olmak ve gerçeği araştırmakgerekebilir. Fakat sembollerin gerçek anlamları ne kadar saptırılmayaçalışılırsa çalışılsın mutlaka birileri tarafından hep doğru olarakbilinir ve korunur. Sembolizma, fleksibilitesi ve rölativitesinedeniyle çağlara uygun dinamizmi sayesinde temel bilgi aktarım yöntemiolarak gelişmelere hemen adapte olarak hem
demodeliğe meydan okur, hem de varlığını başarıyla korur. Sırlarınevrensel dili olan sembolizm; gizleyerek açıklar, açıklayarak gizler.İnsanlar binlerce yıldır, bir düşünceyi izah etmek için birçok yollardenemişlerdir. Bir düşüncenin anlamını, kademeli şekilde insanlarınanlayışlarına ve olgunluklarına göre birtakım kalıplar içine koyupsunmuşlardır. Özellikle ezoterik, gizli tutulması gereken birçok bilgisembollerle anlatılmıştır. Yani doğrudan doğruya bir düşünce, bir bilgiizah edilmemiş, üstü adeta örtülerek bohçalandıktan sonra aktarılmıştır.

EMPRESYONİZM
Empresyonizm, 19. Yüzyılın sonlarında Fransa'da resimde görülmüş, daha sonra edebiyat ve müzikte de etkili olmuş bir akımdır.
Bu akımda anlam açıklığından çok kapalılık yeğlenir. Dış dünyadanalgılanan görüntüler ruh süzgecinden geçirildikten sonra dışayansıtılır.
Bu akımın edebiyattaki temsilcileri Baudlaire ve Verlaine'dir.İzlenimcilik Türk edebiyatında da Ahmet Haşim, Cenap Şehabettin gibişairlerin üzerinde etkili olmuştur.

NEOKLASİZM
Sembolizme tepki olarak doğan bir şiir akımıdır. Türk edebiyatındaneoklasizmin en güçlü temsilcisi Yahya Kemal Beyatlı'dır. YahyaKemal'in şiirleri, biçim yönünden eski, öz yönünden yenidir

GELECEKÇİLİK
20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmıştır. Edebiyatta devrimve dinamizmi vurgulayan akım olarak eğerlendirilir. İtalyan şair,romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'nin1909'de Paris'te Le Figaro gazetesinde yayınladığı bildiri ile ortayaçıktı. Bildiride, "Bizler müzeleri, kütüphaneleri yerle bir edipahlakçılık, feminizm ve bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız"deniyordu. Bu geçmişin bütünüyle reddi demekti. Aynı bildiride, "Bizdünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşcı ve ölüme götürengüzel düşünceleriyüceltiyoruz" sözleri, siyasal alanda o dönemdegelişen faşizm'den yana bir tavrın da açık göstergesiydi.Gelecekçiliğinkurucusu Marinette Avrupa'dan birçok yazarı etkilerdi. Rusya'da VelemirHlebinikov ve Mayakovski gelecekçiliğe yöneldi. Rus gelecekçiler kendibildirgelerini yayınladı. Puşkin, Tolstoy, Dostoyevski reddedildi.Şiirde sokak dilinin kullanılması istendi. 1917 Ekim devriminden sonrada gelecekçi akım güçlendi. Mayakovski'nin ölümüne kadar etkisinisürdürdü. İtalya'daki gelecekçiler ilk şiir antolojisini 1912'deyayınladı. İtalya'nın 1. Dünya Savaşı'na girmesini ve Mussolini'yisavunuyorlardı. Onunla birlikte hapsedildiler. Gelecekçilik faşizm ileözdeşleşti. Ve 1920'lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi.Eserlerinde mantıklı cümleler kurmayı reddeden gelecekçilerin parolası,"sozcüklere özgürlük"tü. Ezra Pound, D. H. Lawrence ve Giovanni Papinibu akımdan etkilenin yazar olarak sayılabilir. Fütürizmin Türkiye'dekitemsilcisi Nazım Hikmet'tir
_________________
Evimiz buzdan
Ekmegimiz tuzdan
Ask?m?z atestendi
Ve birg?n yagmur yagd? (:
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Brama_SoLe
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Nov 06, 2008
Mesajlar: 875
Nerden: istanbulOffline

MesajTarih: Pzr Şub 22, 2009 11:07 am    Mesaj konusu: Re: Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

DADAİZM
Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve EmmyHennings'in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı1916 yılında Zürih'te Hugo Ball'in açtığı cafe'de toplandı.Fransızca'da oyuncak tahta at anlamına gelen "Dada" akımın ismi olarakseçildi. Bildirisi de burada açıklandı. Bu akım, dünyanın, insanlarınyıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekliolduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. 1.Dünya Savaşı'nınardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Kamuoyunu şaşkınlığadüşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğekarşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı.Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil vebiçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda dergininiçinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, LouisAragon, Philippe Soupauld, Paul Eluard ve GeorgesRibemont-Dessaignes'in yazılarının yer aldığı Litterature'dü. Dadacılık1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılargerçeküstücülüğe yöneldi.

GERÇEKÜSTÜCÜLÜK (SÜRREALİZM)
Avrupa'da 1'inci ve 2'nci dünya savaşları arasında gelişti. Temelde1910'ların ortalarında akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışanilk dadacıların yapıtlarından kaynaklanır. 1924'te "Manifeste duSurrealisme"i (Gerçeküstülük bildirgesi) hazırlayan şair Andre Breton'agöre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur.Ve bu bütünleşme içinde düşsel dünya ile gerçek yaşam "mutlak gerçek"ya da "gerçeküstü" anlamda iç içe geçiyordu. Sigmund Freud'unkuramlarından etkilenin Breton için, bilinçdışı, düş gücünün temelkaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneği idi.
Breton'un yanısıra Louis Aragon, Benjamen Peret, otomatik yazıyöntemleri üzerinde deneyler yaptılar. Kendi deyimleriyle, "gerçeküstüdünyanın düşsel imgelerini geliştirmeye" başladılar. Bu şairlerindizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışıpsikolojik süreçlerle bir araya geldiği için insanı irkiltiyordu.Gerçeküstücülük, yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor,insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol göstericibir araç olduğunu vurguluyordu. 1925'ten sonra gerçeküstücülerdağılmaya, başka akımlara yönelmeye başladı. Ama resimden, sinemaya,tiyatroya kadar bir çok sanat dalını derinden etkiledi. Andre Breton'unyanısıra P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, PaulEluard, Antonin Artaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, ArthurCravan, Rene Char gerçeküstü akımın önemli isimleridir. Türkedebiyatında sürrealizmin bazı özelliklerini "İkinci Yeniler"degörmekteyiz.

HARFÇİLİK
Öncülüğünü Romen asıllı şair Isidore Isou'nun yaptığı, 2'nci DünyaSavaşı sonrasında ortaya çıkan bir akımdır. Şiirde en küçük birimolarak sözcükleri değil harfleri temel alır. Bu yolla da yeni bir şiirve yeni bir müzik yazmayı amaçlayan bir karşı-akım niteliğindedir.İsou'ya göre, "harf olmayan ya da harf olmayacak hiç bir şey tinselolarak da var olamaz." Harfçilik, edebiyatın yanısıra sinemayı, dansı,müziği ve resmi de etkilemiştir. Çıkış noktaları, "sesleri,sözcükleri,imgeleri aynı anda topluca bir araya getirecek yeni anlatım yollarınınaraştırılması"dır. Francois Dufrene, Maurice Lemaitre gibi şairler buakımın önemli isimleridir.

VAROLUŞÇULUK
İlk önce varoluşçuluğu tanımlayarak başlayalım. Varoluşçuluğutanımlamak için , sözcüğün kendisinden işe başlamak gerekir. Bu yenitüretilmiş sözcük “varoluş” (existence) ismin den, ilkin “varoluşsal”(existentiel) ve varoluşla ilgili “existential” sıfatları türetilerekve daha sonra “culuk” son eki eklenerek ortaya çıkmıştır. Varoluşculuk,varoluşun önceliğini ya da ilkinliğini benimseyen bir kuramdır.


İDEALİZM
Dünyayı ve varoluşu bilinç ve düşünceye öncelik vererek açıklamaöğretisinin temel olduğu felsefi akımın edebiyattaki uzantısıdır.İdealist felsefenin tüm özellikleri edebi eserlerde yer alır. 20.yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Bireyci dünya görüşü vesimgecilik akımına bir tepki olarak doğmuştur. Çağcıl yaşamın artıkmakineleşen toplumları ve alabildiğine serpilip gelişen kentleriylebireyi topluluk içinde yaşamaya zorladığını vurgulayan idealizm, birarada yaşamanın yarattığı ortak kanı ve duyguları dile getirmeyiamaçlamaktadır. Topluluk bilincini ve bu bilince göre bireyinvaroluşunu, yaşamı belli belirsiz yönlendiren kimi tinsel gerçekleribetimlemeyi ön planda tutar. En büyük temsilcisi Fransız yazar JulesRomains'tir. Bu akımın temelleri Romains'le Chenneviere'nin yazdığıPetit Traite de Versification (Şiir üzerine küçük inceleme) ve GeorgesDuhamel'le Charles Vildrac'ın kaleme aldığı Notes su la techniquepoetique (Şiir tekniği üzerine notlar) adlı eserlerde ortayakonulmuştur.

KİŞİLİKÇİLİK
Kişilikçilik, soyut düşüncülükle özdekçiliğin karşısına tinselgerçekliği, sözü geçen iki bakışaçısının da parçalara böldüğü birliğiyeniden yaratacak sürekli çabayı koyar. Kişilikçiliğin ana yapısı şöyleözetlenebilir: Kişilik, bilinç, kendi yargısını özgürce belirleme,amaçlara yönelme, zamanın akışına karşı öz kimliğini sürdürme vedeğerlere bağlanma gibi temel özellikleri nedeniyle, bütüngerçekliğindokusunu oluşturur.
Felsefi yönden Gottfried Wilhelm Leibniz bu akımın kurucusu, GeorgeBerkeley de başlıca kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Edebiyattaen önemli savunucusu Emmanuel Mounier'dir.
_________________
Evimiz buzdan
Ekmegimiz tuzdan
Ask?m?z atestendi
Ve birg?n yagmur yagd? (:
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Brama_SoLe
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Nov 06, 2008
Mesajlar: 875
Nerden: istanbulOffline

MesajTarih: Pzr Şub 22, 2009 11:07 am    Mesaj konusu: Re: Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

ROMAN



Olmuş veya olması muhtemel olayların anlatıldığı uzun yazılardır. İlkörneklerini 15.y.y. da Fransız yazar Rabelais vermiştir. Ancak asılniteliklerini Romantizm ve Realizm akımları döneminde kazanmıştır.

Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıylaanlatılır. Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir. Kişiler ayrıntılı olaraktanıtılır. Çevrenin tanıtımına özen gösterilir.

Temsil ettiği akıma göre romantik roman, natüralist roman, realistroman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman,macera romanı gibi isimler alır.

Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür. İlk örneği ŞemseddinSami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır. Batı romanıölçüsünde en başarılı romanı Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır. NamıkKemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Peyami Safa diğer ünlüromancılarımızdır.

HİKAYE

Anlatımı bakımından romana benzeyen, ancak romandan daha kısa yazı türüdür.

Hikâyede olaylar genellikle yüzeyseldir. Kişiler çoğu zamanhayatlarının belli bir ânı içinde anlatılır. Genellikle kişilerin tekyönü üzerinde ( çalışkanlık, titizlik, korkaklık vs. ) durulur. Bu daromanda aynı dönemlerde oluşmaya başlamış ve özellikle Realizmdöneminde önemli bir tür haline gelmiştir.

İki tür hikâye görülür. Bunlar klasik hikâye ve modern hikâyedir.

Mauppasant tarzı da denilen kilasik hikâye yukarıda anlattığımız özelliğe uyar.

Çehov tarzı denen modern hikâyede ise belli bir kişi olmadığı gibibelli olaylar da çoğu kez yoktur. Yazarın kendiyle sohbet ediyormuşgibi bir anlatımı vardır; çoğu kez birinci kişinin ağzından anlatıldığıolur.

Türk edebiyatında yine Tanzimat’la görülmeye başlanan hikâye türündeHalit Ziya, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket, Sait Faik önemli eserlervermişlerdir.


MASAL

Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür. Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilmiştir.

Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür. Yer ve zaman belli değildir.Kahramanlar insan üstü özellikler gösterir. İyiler hep iyi, kötüler hepkötüdür. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Masallardaeğiticilik esastır. Çoğu kez evrensel konular işlenir. Dünyaedebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür. Türkedebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır. Eflatun Cem Güneymasallarımız derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır.



DENEME

Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan,kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazıtürüdür.

Deneme yazarı görüşlerini aktarırken samimi bir dil kullanır. Kendi diliyle konuşuyormuş gibi bir hava içindedir.

Deneme her konuda yazılabilir. Ancak daha çok tercih edilen konu herdevrin, her ulusun insanı ilgilendiren, kalıcı, evrensel konulardır.Ele alınan konu çoğu zaman derinleştirilerek anlatılır.

Denemenin özelliğini Nurullah Ataç’ın şu sözleriyle özetleyebiliriz:

“ Deneme, ben’in ülkesidir. ‘Ben’ demekten çekinen, her görgüsüne, hergörevine ister istemez bir parça kattığını kabul etmeyen kişidenemeciliğe özenmesin.”

Denemenin ilk örneklerini Fransız yazar Montaigne vermiştir. Daha sonra İngiliz yazar Bacon türü geliştirmiştir.

Edebiyatımızda Cumhuriyet’ten sonra görülmeye başlanan bu türdeNurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşimgüzel örnekler vermişlerdir.

FIKRA

Yazarın gündelik olayları özel bir görüşle, güzel bir üslupla, hiçkanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa günübirlik yazılardır. Bu türyazıları nükteli hikâyecikler biçimindeki Nasrettin Hoca fıkralarıylakarıştırmayalım.

Fıkra, bir gazete yazı türüdür. Gazetenin belli bir köşesinde genel birbaşlıkla yazılan fıkralarda mesele kısaca incelenir ve mutlaka birsonuca varılır. Daha çok alaylı bir dille, bazen eleştiri bazen sohbettarzında yazılır. Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava hâkimdiryazılarda.

Edebiyatımızda özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınır. Daha sonra Ahmet Haşim, Refik Halit, Peyami Safa sayılabilir.

MAKALE

Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, belli kanıtlar, belgeler,inandırıcı veriler kullanarak kanıtlamaya çalıştığı ve böyleceokuyucuyu bilgilendirmeyi amaçladığı yazı türüdür. Makalede temel unsurdüşüncedir.

Makale, gazete ile birlikte ortaya çıkmış bir gazete yazı türüdür.Bizde de ilk özel gazete olan Tercüman - ı Ahval gazetesinin çıkmasıylagörülür. İlk makale de aynı gazetede Şinasi tarafından yazılmıştır.

Makalede amaç bilgi aktarmak ya da görüşlerine okuyucuyu inandırmakolduğundan açık, anlaşılır, ciddi bir dil kullanılır. Seçilen konuyagöre uzun da olabilir kısa da.

Makale her konuda yazılabilir. Bu konu günlük olabileceği gibi,felsefi, bilimsel, sanatsal da olabilir. Ama edebi makale elbettesanatla ilgili olanıdır.

Edebiyatımızda Tanzimat döneminden beri görülen makale türünde NamıkKemal, Hüseyin Cahit, Ziya Gökalp, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, HalitFahri Ozansoy, Yaşar Nabi ünlü birkaç isimdir.

ELEŞTİRİ

Bir sanatçının, bir sanat eserinin iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarakonun gerçek değerini belirleyen yazılardır. Eleştiri yazarı – yanieleştirmen – eser hakkında okuyucuyu bilgilendirir; hem eserin yazarınahem okura yol gösterir.

İki tür eleştiri vardır: İzlenimsel eleştiri ve nesnel eleştiri.

İzlenimsel eleştiri, Anatole France’in ilkelerini belirlediği veeleştirmenin bir eseri kendi zevk ölçülerini göz önüne alarakincelediği eleştiri türüdür. Bu tür eleştirilerde öznel yargılar çokolacağından günümüzde bu tür pek rağbet görmez.

Nesnel eleştiride ise her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecekbelli ölçütler vardır. Eleştirmen mümkün olduğunca kişisel yargılardabulunmaktan kaçınır. Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri isterbeğensin ister beğenmesin, tarafsız bir gözle onun değerini ortayakoyar.

Avrupa’da Boielau, Saint Beuve, Taine, France eleştirileriyle tanınır.

Edebiyatımızda Hüseyin Cahit, Cenap Şehabettin, Ali Canip, Yakup Kadri,Nurullah Ataç, Mahmet Kaplan, Cemil Meriç, eleştiri alanında yazılaryazan ünlü birkaç isimdir.

GEZİ YAZISI

Gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılardır. Kişi gezi esnasındabirçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızada tutmak güçolacağından gezi esnesında not alınır ve gezi yazılarında bunlar hikâyeedilir.

Gezi yazısında yazar daima gezdiği yerleri anlatmalı, uydurma, yanlışbilgiler vermemelidir. Gördüklerini okuyucunun daha iyi algılamasıiçin, karşılaştırma yapar. Okur sanki o yerleri yazarla birlikte gezergibi olur.

Eski edebiyatımızda gezi yazısına seyahatname denir. Bu alanda EvliyaÇelebi’nin Seyahatnamesi ünlüdür. Ancak asıl gezi yazıları Avrupa’yaaçılma döneminde görülmeye başlanmış, gidieln Avrupa şehirleri ileilgili yazılar yazılmıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa bunların başındagelir.

Gezi yazılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır. Ahmet MithatEfendi, Avrupa’da Bir Cevelan; Cenap Şahabettin Hac Yolunda, AvrupaMektupları; Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi; Reşat Nuri, AnadoluNotları; Falih Rıfkı, Deniz Aşırı, Zeytin Dağı, Taymis Kıyılarıbunlardan bazılarıdır.

ANI

Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanatdeğeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır. Yazarın kendini okuaraçtığı bir tür olduğunda içtendir ve bu yönüyle çok tutulur. Anılarbelli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belgeözelliği gösterir. Ancak bu bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylarakişisel bakışı söz konusudur.

Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çokkendinden söz etmesi anıyı belli eder. Zaten eski edebiyatımızda anı,gezi yazısı hatta tarih iç içedir.

Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyetdöneminde önemli bir tür olmuştur. Anılarını kitaplaştıranyazarlarımızda vardır. Namık Kemal, Magosa Mektupları; Ziya Paşa,Defter – i Amal, Ahmet Rasim, Şehir Mektupları; Halit Ziya, Kırk yıl,Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit, Edebi Hatıralar; Falih Rıfkı, Çankayaadlı eserlerinde anılarını anlatmışlardır.
_________________
Evimiz buzdan
Ekmegimiz tuzdan
Ask?m?z atestendi
Ve birg?n yagmur yagd? (:
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Brama_SoLe
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Nov 06, 2008
Mesajlar: 875
Nerden: istanbulOffline

MesajTarih: Pzr Şub 22, 2009 11:07 am    Mesaj konusu: Re: Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

BİYOGRAFİ

Bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılardır. Bunlarda amaç o kişiyitüm yönleriyle ( hayatı, eseri, kişiliği, görüşleri vs.) tanıtmaktır.Biyografi açık, sade bir dille anlatılan kişinin devrini, çevresinidikkate alarak yazılır. Divan edebiyatında şairleri anlatan bu türeserlere tezkire denirdi. Türk edebiyatında bunun ilk örneğini Ali ŞirNevai vermiştir.

Yazar eğer kendi hayatını anlatmışsa yazıya otobiyografi denir. Çoğuzaman bunlarda sanatçı kendiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden,aile içi durumlardan da söz eder.

Otobiyografiler üslup yönüyle anıya benzer; ancak anı otobografi içindebir bölüm sayılabilir. Yani otobiyografi daha uzun bir dönemi içinealır.

MEKTUP

Genel anlamda kişinin bir haberi, olayı, arzuyu bir başkasına anlattığıyazılardır. Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup türleri vardır.Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor.

Bu tür mektuplar açık olarak bir gazetede ya da dergide yayımlanır.Yazar birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini, duygularınıanlatır. Ancak asıl amacı bunları herkese duyurmaktır.

Mektup, Divan edebiyatında da kullanılmıştır. Fuzuli’nin “Şikayetname”adlı eseri bu türdendir. Tanzimat’tan sonra ise gazetelerde yayımlananbirçok açık mektup görülür.

Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır. Halide Edip’in “Handan” romanı bunlardan biridir

SOHBET

Bir konunun fazla derinleştirilmeden, biriyle konuşuyormuş gibianlatıldığı fikir yazılarıdır. Sohbet yazılarında herkesiilgilendirecek konular seçilir. Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibidevriktir. Yazar sorulu cevaplı cümlelerle, konuşuyormuş hissi verir.

Üslup olarak fıkraya benzerse da gazete yazı türü olması, az sözle çokşey anlatmayı amaçlamaması, dışa dönük olması onu fıkradan ayırır.

Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Şevket Rado sohbet türüne özel bir önem vermişlerdir.

GÜNLÜK

Ne gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her gününsonunda o gün olup bitenin, sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarlailgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılardır. Her günyazıldığı için kısa olan bu yazılar, yazarının hayatından izlerverdiğinden içten ve sevecendir.

Oktay Akbal, Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu’nun günlükleri kitap halinde yayımlanmıştır.
_________________
Evimiz buzdan
Ekmegimiz tuzdan
Ask?m?z atestendi
Ve birg?n yagmur yagd? (:
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Brama_SoLe
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Nov 06, 2008
Mesajlar: 875
Nerden: istanbulOffline

MesajTarih: Pzr Şub 22, 2009 11:08 am    Mesaj konusu: Re: Edebiyat ve Terimleri Hakkında Genel ve Önemli Bilgiler Alıntıyla Cevap Ver

LİRİK ŞİİR

Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir.Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denensazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir sazadı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divanedebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma,semai lirik şiire girer.

ÖRNEK:

Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın

Sesini duyan olur, sana göz koyan olur

Anmasınlar adını candan anan dudaklar

Annen bile okşasa benim bağrım taş olur

EPİK ŞİİR

Destansı özellikler gösteren şiirlerdir. Kahramanlık, savaş, yiğitlikkonuları işlenir. Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusuuyandırır. Daha çok, uzun olarak söylenir. Divan edebiyatındakasideler, Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı türleri de epiközellik gösterir. Tarihimizde birçok şanlı zaferler yaşadığımızdan,epik şiir yönüyle bir hayli zengin bir edebiyatımız vardır.

ÖRNEK:

Bizdik o hücumun bütün aşkıyla kanatlı

Bizdik o sabah ilk atılan safta yüz atlı

Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle

Canlandı o meşhur ova at kişnemesiyle

DİDAKTİK ŞİİR

Bir düşünceyi, bir bilgiyi aktarmak amacıyla yazılan şiirlerdir. Bunlarokurun aklına seslenir. Duygu yönü az olduğundan kuru bir anlatımıvardır. Kafiye ve ölçülerinden dolayı akılda kolay kaldığından,bilgiler bu yolla verilir. Manzum hikâyeler, fabller hep didaktiközellik gösterir.

ÖRNEK:

Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz

Şahsın görünür rutbe – i aklı eserinde

PASTORAL ŞİİR

Doğa şiirlerini, çobanların doğadaki yaşayışlarını anlatan şiirlerdir.Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur bunlarda. Eğer şairdoğa karşısındaki duygulanmasını anlatıyorsa “idil”, bir çobanlakarşılıklı konuşuyormuş gibi anlatırsa “eglog” adını alır

ÖRNEK:

Hülyana karışmasın ne şehir ne de çarşı

Yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı

Uçan kuşları düşün, geçen kervanları an

Madem ki kara bahtın adını koydu çoban

SATİRİK ŞİİR

Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum,iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktiközellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir.Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğruolur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatındataşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.

ÖRNEK:

Benim bu gidişe aklım ermiyor

Fukara halini kimse sormuyor

Padişah sikkesi selam vermiyor

Kefensiz kalacak ölümüz bizim

DRAMATİK ŞİİR

Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncularınsahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlaraezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışınakadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmayabaşlanır.

Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedive kommedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üçkere çıkmıştır.

Bizde dramatik şiir türüne örnek verilmemiştir. Çünkü bizim Batı’yaaçıldığımız dönemde ( Tanzimat ) Batı’da da bu tür şiirleryazılmıyordu; nesir kullanılıyordu tiyatroda. Bizim tiyatrocularımız datiyatro eserlerini bundan dolayı nesirle yazmışlardır. Ancak nadirdeolsa nazımla tiyatro yazan da olmuştur. Abdülhak Hamit Tarhan gibi...




MISRA (DİZE)

Ölçülü ve anlamlı, bir satırlık nazım birimidir.







BEYİT (İKİLİK)

Aynı ölçüde olan ve anlamca bir bütünlük oluşturan ve iki dizeden oluşan nazım birimidir.







ÖLÇÜ (VEZİN)

Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır.





HECE ÖLÇÜSÜ:

Şiirde dizeleri oluşturan sözcüklerin hece sayılarının eşitliğinedayanan ölçüdür. Hece ölçüsüyle yazılmış dizeler okunurken belliyerlerde durulur.Durulan bu yerlere "durak" denir. Durak sözcüğünsonunda yer alır.



ARUZ ÖLÇÜSÜ:

Dizelerdeki hecelerin uzunluk ve kısalığına göre, açık ya da kapalıoluşuna göre düzenlenmesidir.Kısa heceler nokta(.) uzun heceler çizgi(-) ile gösterilir.

İmale: Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır.

Zihaf: Uzun heceleri kısa okumaktır.





SERBEST ÖLÇÜ:

Bu ölçüde hecelerin sayısı ya da uzunluğu kısalığı dikkate alınmaz.







REDİF

Mısra sonlarında yazılışları, okunuşları, anlamları ve görevleri aynıolan eklerin, kelime ve kelime gruplarının tekrar edilmesine "redif"denir.

*........uzakta

*........plakta







KAFİYE

Şiirde mısra sonlarındaki ses benzerliklerine denir. Kafiyeyi oluşturaneklerin ya da kelimelerin; yazılışları ve okunuşları aynı, anlamları vegörevleri farklı olmalıdır.

*...........derinden.

*...........kederinden.







KAFİYE ÇEŞİTLERİ



YARIM KAFİYE:

Tek ses benzerliğine dayanan kafiyedir.

*............dizildi

*............yazıldı.





TAM KAFİYE:

İki ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

*.........karanlık

*.........artık





ZENGİN KAFİYE:

Üç ya da daha çok ses benzerliğine dayanan kafiye türüdür.

*........... yolculuk

*...........soluk





CİNASLI KAFİYE:

Anlamları ayrı, fakat yazılış ve okunuşları aynı olan kelime ve kelime gruplarının mısra sonunda tekrarı ile oluşan kafiyedir.

*...........vakit çok geç

*...........nasıl geçersen geç.





KAFİYE ÖRGÜSÜ



DÜZ KAFİYE: "a a a b" ya da

"a a b b" olmalı.



ÇAPRAZ KAFİYE: "a b a b" olmalı.



SARMA KAFİYE: "a b b a" olmalı.
_________________
Evimiz buzdan
Ekmegimiz tuzdan
Ask?m?z atestendi
Ve birg?n yagmur yagd? (:
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Aşk şiirleri Forum Ana Sayfası -> Tarih ve Ödev -> Türk Dili ve Edebiyatı Tüm zamanlar GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group