Aşk şiirleri :: Başlık Görüntüleniyor - Ay Doğar Yağmur Üstüne
 SSSSSS   AramaArama   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapınÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için giriş yapın   GirişGiriş 

Ay Doğar Yağmur Üstüne

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Aşk şiirleri Forum Ana Sayfası -> Aşka ve Sevgiye Dair.. -> Aşk Mektupları
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
Sdf
Profesyonel Üye
Profesyonel Üye


Kayıt: Jun 05, 2010
Mesajlar: 540
Nerden: Suidi ArabistanOffline

MesajTarih: Pts Arl 06, 2010 7:24 pm    Mesaj konusu: Ay Doğar Yağmur Üstüne Alıntıyla Cevap Ver

“Yağmurlu bir günde gelmesen asla affetmeyecektim seni.”
Kehribar rengi şetlant kazağının kollarını çekerek,kalemini alıyor
eline.Kaldığımız yerden devam der gibi bana bakıyor.Hangi şiiri arıyor ki
yüzümde? Uzayan ve uzadıkça mesafelere sarkan bir zamanın neresinde
yakalanır mısralar? Yarım bırakılan hangi şiir onarılabilir bunca kurak
günlerden sonra…
Evet çok uzun zaman olmuştu görüşmeyeli.Bir yaz günü polikliniğin arka
bahçesindeki zeytin ağaçlarının gölgesinde içmiştik son
çaylarımızı.Karalama kağıtlarının her bir yüzüne bir mısra yazmış
,gerisini getirememiştik. Gecenin üçünde ansızın uykuyu bölen mısralar
yoktu ortalıkta. “Şiirle inatlaşılmaz”deyip , geçmiştik bir kalemde günlük
hesaplara, kredi kartı limitlerine ve senin araba kilometrede kaç yakıyor
lakırtılarına…Meğer masada ikimizden başkaları da varmış. Kalabalığı
sevmiyor şiir.
Yarım bıraktığımız şiirleri çıkarıyorum cebimden tomarla. Yağmur bütün
öfkesini alır dostumun. Ancak böyle bir günde gidilir ona. Attığım gülden
incinecek bir yürek taşıyordu çünkü. Fakat bu şehrin yağmuruna güvenilmez
demiştim kendime. Bir sebep daha olmalı …Tek mısradan başka ne yetişirdi
imdada.
“Bana mazeret bulma.”
“Yok,” diyorum “mazeretim yok…Sanki daha dün ayrıldık bu masadan.Öyle bir
şey işte dostum.Zamanı algıladığımız her yerde tükeniyor şiir.Sonunda yine
buradayım.”
“Baksana zayıfladım bile !”diyerek üstünü düzeltiyor. “ Rejimdeyim.”
“Evet ,dikkat etmek gerekiyor artık yediğimize içtiğimize.”
Çay ve sigaradan ödün yok ama.Onları çıkarınca hayatımızdan şiirsiz
kalacakmışız gibime geliyor.Dijital fotoğraf makinesi ve kamera aldığını
da ekliyor rejimine.İnsan rejim yapınca daha mı çok sever kendini?
“Bir şiir söyle de çekeyim seni.”
”Ol ateş ki güle çevirir âşıkı/Gül yüzüne baktığım bağçeden.”…
“Ne zaman yazdın bunu?”
“Birkaç gün önce …” teryanın kapısı aralanıyor.Tıpkı şiirlerimiz gibi
yarım kalıyor bu cümle de…Oysa yıldırımın denize nasıl düştüğünü
anlatacaktım.Nasıl savrulduğunu gül sağanaklarının…
Kapıda, kendini göstermekten aciz bir hemşire şiire karışmak istercesine;
“Bahadır bey,hastanız var!”diyor. -Bağlantı kesildi.Tekrar deneyin.-
“Biraz bekler misin,hemen bakıp geleceğim.”
“Tabii ki,”diyorum.Gözlerimdeki gül sağanağını gizleyerek
“Boş durma ha,bir şeyler yaz.” Diye de ekliyor kapıdan çıkarken.
“Baş üstüne dostum.”

İnce ince yağan yağmur da beni çağırıyor sanki.
Öylece bırakıyorum masayı.Birkaç boş çay bardağı ve dolu bir kül
tablasıyla.Hayatımızı işgal eden onca sözcüğe rağmen bir eşini bulamayan
mısralarımızı da alıyorum yanıma.Bir sigara alıp döneceğim.Kaldırım
taşlarına bakmadan yürüyorum.Böyle havalarda toprak kokusunu severim.Fakat
ilk kez fark ettiğim bir koku bütün benliğimi uçuruyor sanki.Deniz
kokusu…Zamanın dışına çekiyor adımlarımı bu koku. Yüzümün en solgun
yerinden süzülerek beynimin bütün kıvrımlarına giriyor…Sesini
duyuyorum.Yağmuru yineleyen sesin çağırıyor beni.Bir kaç adımda bana doğru
at.Neden yarım kalıyor şiirler anlarsın diyor.Bulutlar aşağı çekiyor
gökyüzünü.Kimse görmemeli bir şiirin nasıl tamamlandığını dercesine.Yoksa
büyüsü bozulur sözcüklerin…
Denizi göremiyorum.Burada durup dönmeliyim.Bekleyenim var…Yo, hayır bu
an’ı yaşamalıyım.Hem belki de operasyon falan gereklidir hasta için.İşi
uzayabilir.Deniz kanıma giriyor.Ellerim cebimde denize doğruluyorum.Yola
çıkınca denize varmak ne güzel şey.Bütün yollar denize mi çıkar bu
şehirde? -Bilmiyorum,buranın yabancısıyım.- Yağmurun ve denizin dans
gösterisi başlamış.Bu fırsat kaçırılır mı hiç?Bekle dostum.Az sonra
döneceğim.Yepyeni şiirlerle.Kimse aramamalı beni …Telefonu kapatıyorum.
“Bizimkiler ekmek yemeyi seviyor,bu ekmekle dört turist doyar.” diyen
tostçunun önünden geçerken artık bana ulaşılamıyordu.
Ne var bu kadar kararacak?Gündüz ortasında kara gece gibi gökyüzü.İçine
atmış yazın öfkesini belli ki.Dokunsan ağlayacak bir hali var
bulutların.Bu özellikleri coğrafya derslerine asla girmez.Kümülüs denip
geçilir kısaca.Ya denize olan sevdaları? O kavuşmanın etrafa yaydığı deniz
kokusu…Nereye dipnot düşülür? Hangi arama motorunda rastlanır bu kayda..?
Çitlembik ağaçlarının arasından bir kuru yaprak gibi savrularak usulca bir
masaya düşüyorum.Çay diyorum garsona ,uzaktan sessiz sinema diliyle
.Yanıma kadar gelip yorulmasına ne gerek var?Kabaran deniz başımı
döndürüyor.Yağmuru rahatlatan kokusu ise çayıma karışmalı.İçmeliyim deniz
kokusunu.Tekrar istemeliyim garsondan.Hem de duble.
Garson, “masaya yıldırım düşmez” demişti.
Öyle olmadı.Sarsıldım.Yeniden yeşerdi yapraklar dallarda.
“Saçlarının haziran sarısını da sevdim.”
“Son öykünü çok beğendim “diyor.İlk kez deniz kokusuyla tatlandırılmış bir
çay içiyoruz.
“Yalnız , ikinci bölümde biraz felsefe yapmışsın.Öykünün doğallığına
makyaj yapmışla birebir görüyorum bunu.”
Denizin bir volkan üstüne yayıldığını söylesem bana ne der? Baksana nasıl
kabarıyor.Etrafa rayihalar saçarak, maviye boyuyor hayallerimizi.
“Gecenin üçünde yazdığın şiir de kısa ve çarpıcı.”
“Senin güzelliğinden bir gökyüzü yaptım çocuklara bu yüzden onlar hiçbir
masala sığmadılar” böyleydi.Bir anda yıldırım düştü ve paramparçaydım
.Sonra bu sözcükleri buldum yerimde.
“Her zaman gelir misin buralara?”
“Aksine , uzun zamandır uğramıyordum.Yağmuru bekledim hep….Sigara almak
için çıkmıştım.Arkadaşım bir hastasına bakacaktı….”
.
“Geleceğini biliyordum”,diyor.Tamamlanmış şiirleri göstererek.Günbegün
içinde bir sonbahar yağmuru taşıyan yarım bırakılmış şiirleri çok iyi
tanıyordu çünkü.
“Yıldırım denize düşünce çözülür dilin...Ve bir şair, gül yağmurundan asla
kaçamaz…”
Deniz mi tutuldu?..Bu kaçıncı çay garson? (Çaykurda dostun mu var/Bizi
öldürmeye kastın mı var) Bak, gün akşam olmuş söylediğin yok….Sımsıkı
tutuyorum ellerini avuçlarımda.Denizin güle dönüşen kokusunu
duyuyorum.Zamanın buhar olup uçtuğunu da…Biliyorum.Yüzüne bakarsam, ay
doğar yağmur üstüne…

Bahadır ,dostum affet beni.Bak yine yağmur yağacak.O zaman geleceğim…
Üstelik yarım şiir olmayacak hayatımızda.Hatta denizi tutup getireceğim
masamıza.Bırak kokusu bende kalsın.Yağmuru hangi şiir çağırmaz ki…Bu sefer
kağıdı büyük iste garsondan.Bize tost kağıdı getir de.Deniz taşabilir ne
de olsa.

_________________

Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Sponsor






Tarih: 1453    Mesaj konusu: sponsor

Başa dön
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Aşk şiirleri Forum Ana Sayfası -> Aşka ve Sevgiye Dair.. -> Aşk Mektupları Tüm zamanlar GMT +1 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Geçiş Yap:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group